Kayıtlar

Güven

Resim
Güven bir kimseye koşulsuz bırakmaktı kendini. Gözlerin kapalı uçurum kenarında serbest bırakmaktı benliğini. İmkansızlıklara imkan yaratmaktı. Vardır bir sebebi diyip deşmemekti her konuyu. Koşulsuz sevgiden geliyordu belkide güven. Ama bir kere yıkıldı mi bir daha bir araya gelmeyen bir binaydıda aynı zamanda. Hep görünmeyen bir deliği olan gemiydi, limanına yaklaşmak isteyip bir türlü ilerleyemeyen.   Çünkü güven kaybedildi mi bir kere, bir daha bulunması çok zor olan bir duyguydu.  Bir bataklığın içinde hapsolmuş ama uzatılan elleri tutatamamaktı güvensizlik. Tutamadikca daha da dibe batmaktı. Debelendikce yok olmaktı.  Limana sığınmak isteyip sığinamamaktı. Çünkü o liman hep zarar vermişti dalgalariyla. Başka limanlarinda zarar vermesinden korkuyordu. Çünkü hayatında hep dalga vardı. Hep bir çabalama. Olurda batarsa limanda, yüzeye çıkacak tek bir nefesi daha kalmamıştı. Hepsini güvenip harcanmışti çünkü.   Uçurumun kenarına gelip gözlerini kapatama...

Sevmek

Resim
    Bir yerde okudum; ' hiç sevilmedim ve hiç sevilmeyeceğim şu dünyada' diyordu. Ne kadar acı ve ne kadar karamsar bir düşünce. Biz insanlar karşılıksız sevgi ne bilmiyoruz , nasıl sevilmesi gerektiğini bilmiyoruz, sevgimizi göstermeyi hiç bilmiyoruz. Sevgisizlik ne acı. Sevgisizlikten öleceğimiz günler yakın. Bir insanın ekmeğe olduğu gibi sevgiye de muhtaç kalacağı günler yakın ne yazık ki. Anneden, babadan, kardeşten ne de başka birinden sevgi göremez olduk.  Yazık ki sevgisizlik, açlıktan daha çok can yakıyor. Bedenen dayanabilinecek acılara, ruhen dayanilanamaz. Ruhun çöküşü,  insanın çöküşünün ilk adımı. Ve bu ilk adın atıldığı an bir uçurum. Bir tek adım dahi yok sırada. Bir tek şans daha yok. Susuz kalmış balık misali tek bir nefeste biten bir hayat. Kafese kapatılmış bir aslan gibi uçsuz bucaksız yaşamın  sonu. Gökyüzünü görebilen ama nefes alamayan bir insan. Yaşam tek bir cümleyle kurtulunabilecekken biz o cümleyi kurmamak için o kadar çok kaçı...

Milena'ya Mektuplar Harika Alıntılar

Resim
                                    FRANZ KAFKA 🕊 ~ Düşünmek neye benzer bilir misiniz? Cehennemdeki kazanı tek başına devirmek istemeye. Zaten kanazı tek başina deviremezsiniz, devirseniz bile yanarsınız; üstelik cehennem gene bütün görkemiyle cehennem olmaya devam eder. (s.10) ~ Yaşamımız diyorum, bulanık bir su gibi. (s.22) ~ Unutamayacağım bir doğa olayıydı yüzün. (s.59) ~ Oysa ben bütün vakitlerimi, hatta bütü  vakitlerimden daha çoğunu, yeryüzünün bütün vakitlerini sana ayırmak istiyorum; seni düşünmek ve seni yaşamak için. (s.67) ~ Ya yeryüzü çok küçük ya da biz dev gibiyiz, sıgamıyoruz. (s.67) ~ Kitap okuyabilceğim bir evim yoksa mesela, evin bana nr faydası olur? (s.104) ~ Sen kalbimdeyken her şeye katlanabilirim. (s.115) ~ Benim şanssızlığım, bütün insanları iyi kabul etmem, aklımı ve kalbimi iyi kabul etmemdir. (s.226) ~ Gücüm yetmez ki; paltom ağır gelirken...

Yaşam

Resim
Yalnız bedenlerin  Kalabalık ruhları Tutulmayan ellerin  Avuçlarında kader çizgileri Saçları beyazlamış  Kırışmış gözleri Yıllar geçmiş de  Acılar geçmemis Acıları tek tek kazınmış bedene Cikmaz olmuş lekesi yaşamın Düşüncelerde bogulmuş  Uyku tutmaz gece bitmez olmuş Sonsuzluğa dalmak isteyen gözler  Alışmış karanlığa  İki karış toprağa hasret bedenler Hapsolmuş aydınlığa 

Kintsugi

Resim
Şu hayatta bundan ağırını yaşayamam demeyeceksin hiçbir zaman. İnsaniz biz neler görüyor bu gözler,  neler işitiyor kulaklar. Ve nelere paramparça oluyor kalplerimiz. Tabiatımız gereği kırılmaya müsaitiz. Ama bunu bile bile en yakınım  dedigin tarafından kırılınca bir daha bir araya gelemiyorsun. Keske Japonların kırılan eşyaları bir araya getirme " Kintsugi "  sanatı gibi kırılsak ama birlestirme sonucu o kadar güzel  bir sey olsak. Mümkün  degil maalsef... İnsanız kırılıyoruz  ama en guzelide tevekkül.  İnanmasak, hayal kurmasak nasıl başa çıkarız ki bu sıkıntılardan. Hayatımız boyunca hep kendimize odaklandık. Görmedik bizden kötü durumda olanları. Hep bizden iyilere imrendik. Ve hep kalabalık olmak istedik. Ama kalabalık olmak aslında daha çok yalnızlık demekti anlayamadık. Konusmak istedik. Ama sustuklarımız daha cok sey anlatti bilemedik. Bir gaflet uykusundan uyanamadık.. Bizler uyudukca hep sırtımızdan bıçaklandık. Kimseye in...

Film

Resim
Hayatımın bir film olmasını isteseydim ne mi olurdu? Şimdikiler aksine; aldatma yok, entrika yok, yalan yok, yanlış anlaşılma yok... Sevgi, saygı, anlayış, birlikte başa çıkma var. Kısaca filmi huzurla izledim. Sinirlenmedim, üzülmedim. Huzur hissettim. İşte  benim  hayatımın olmasını istediğim hali. Sonra düşündüm ve dedim ki; bunlar olmasaydı nasıl gecerdi hayat, ne öğrenirdik ki? Ya da ne anlam katardı bize, oluştururmuydu şimdiki karakterlerimizi? Biz, biz olur muyduk? Sudan çıkmış balık misali yönümüzü bulmak için çırpınmazmıydık? Pazarda kaybolan bir çocuk gibi avaz avaz anne diye bağırıp ağlamazmıydık? Çok basit olmayı isteriz hep yaşantımızda.  Basitlik  ya yaşadığımız hayatin ta kendisiyse? Nankörüz , benciliz... Hep bize verilenin daha fazlasını istiyoruz hayattan. Ama bizler bize verilenlerle biziz, farkına varamiyoruz. Bir gün oturup saatlerce düşünmeliyiz kendimizi. Güzel bir lavanta kokusu ve hafif bir müzik eşlik etmeli. Ruhumuzu ...

Ruh

Resim
           Ruh  Ruh bedenden ölünce değil Hayaller bitince gider Susuzluğun renkleri Kederin siyahına bulaşınca gider Sevip gidenin değil Kalanın ruhu gider Çünkü gidenin gidecek yeri Olmasaydı eğer Gitmezdi Kalan bekledikçe eskiyi Gökkuşağının her bir rengi Yavaş yavaş söner Geriye ruhsuz bir beden Renksiz bir hayal kalır Kimsesiz bir kalp Kendini sevmeyen bir kadın Gittiği yerde mutlu olamayan bir adam Her gidiş mutluluk degil Her kalış huzur değil Bir aşka hapsolmuş ruhların Kurtulmak için Kırdığı parmaklıklar Tek tek ruha batarlar Kanaya kanaya Acıya acıya Yinede vazgeçmezler Gurur bu ya Ayaklar altına dökemezler Bilmezlerki Aşkta gurur olmaz Aşkta ben olmaz Ruh olur Biz olur Acıya bile gülmek olur